<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EVLİYALIK &#8211; Kent Havadis</title>
	<atom:link href="https://kenthavadis.com/etiket/evliyalik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kenthavadis.com</link>
	<description>Bağımsız Yerel Siyasi ve Ekonomi Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 May 2019 15:28:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://kenthavadis.com/wp-content/uploads/2026/04/cropped-kent-havadis-150x150.webp</url>
	<title>EVLİYALIK &#8211; Kent Havadis</title>
	<link>https://kenthavadis.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>EVLİYALIK  (2. Bölüm)</title>
		<link>https://kenthavadis.com/evliyalik-2-bolum.html</link>
					<comments>https://kenthavadis.com/evliyalik-2-bolum.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Havadis]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2019 15:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Abdulcabbar BORAN]]></category>
		<category><![CDATA[EVLİYALIK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kenthavadis.com/?p=2168</guid>

					<description><![CDATA[Fenâ kademesinde kişi zikrini artırır ve ruhu Allah’ın Zat’ında ifna olur. Ama zikir artışıyla birlikte kalbindeki fazılların miktarı&#160; %10 daha artar, bu artışla %61’e yükselir. 78/NEBE-39:&#160;Zâlikel yevmul hakk(hakku), fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben). İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı dileyen) kişi, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Fenâ
kademesinde kişi zikrini artırır ve ruhu Allah’ın Zat’ında ifna olur. Ama zikir artışıyla
birlikte kalbindeki fazılların miktarı&nbsp;
%10 daha artar, bu artışla %61’e yükselir.</p>



<p><strong><em>78/NEBE-39:&nbsp;Zâlikel
yevmul hakk(hakku), fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben). </em></strong><br>
İşte o gün (mürşidin eli Hakk’a ulaşmak üzere
öpüldüğü ve ona tâbî olunduğu gün), Hakk günüdür. Dileyen (Allah’a ulaşmayı
dileyen) kişi, kendisine Rabbine ulaştıran (yolu, Sıratı Mustakîm’i) yol
ittihaz eder. (Allah’a ulaşan kişiye Allah) meab (sığınak, melce) olur. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fenâ kademesindeki <strong>fenafillâh</strong> “Allah’ta yok
olmak” demektir. İfna olmak, yok olmak. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beka
kademesine geldiğimiz zaman Allahû Tealâ En’âm Suresinde şöyle zikrediyor:</p>



<p><strong><em>6/EN&#8217;ÂM-126:&nbsp;Ve hâzâ
sırâtu rabbike mustekîm(mustekîmen), kad fassalnâl âyâti li kavmin
yezzekkerûn(yezzekkerûne). </em></strong></p>



<p>Ve bu, senin Rabbine
istikametlenmiş (yönlendirilmiş) yoldur. (Allah’a götüren yoldur). Tezekkür
eden bir kavim için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.</p>



<p><strong><em>6/EN&#8217;ÂM-127:&nbsp;Lehum
dârus selâmi inde rabbihim ve huve veliyyuhum bimâ kânû ya’melûn(ya’melûne). </em></strong><br>
Rab’lerinin katında onlar için selâm yurdu (teslim
yurdu) vardır. Yapmış olduklarından dolayı, O (Allah), onların dostudur.</p>



<p>Âyet-i
kerimedeki teslim yurdu Allahû Tealâ’nın Beka’da o kişiye ihsan ettiği bir
altın tahttır. Huzur namazında, sol taraftan bakıldığı zaman 4 metre yükseklikte
boşlukta duran altından yapılan tahtlar vardır. Beka’ya ulaşan herkese Allahû
Tealâ böyle bir altından taht ihsan etmiştir. Adı Kur’ân-ı Kerim’de “erâik”
veya “sürûr” diye geçen altın tahtlar ki bu Beka’ya ulaşan kişilere Allah’ın
mükâfatıdır. Ama kişinin Beka’ya ulaşabilmesi zikrini artırmasına bağlıdır.
Beka’da kişinin kalbindeki nur %71’e ulaşır. Daha sonraki Zühd kademesine
geldiği zaman kişinin zikrini yine artırması lâzımdır. Bu Zühd kademesinde
kalbindeki nur miktarı %10 daha arttığı için %81’e ulaşır. O kişi artık Allah’a
karşı rağbetkar, ama dünyaya karşı zahittir. </p>



<p>Kur’ân-ı
Kerim’de Yûsuf Suresinde negatif zühd ifade edilmiştir. </p>



<p><strong><em>12/YÛSUF-20:&nbsp;Ve
şerevhu bi semenin bahsin derâhime ma’dûdeh(ma’dûdetin), ve kânû fîhi minez
zâhidîn(zâhidîne).</em></strong></p>



<p>Ve onu (Yusuf’u), az bir
fiyatla, birkaç dirheme sattılar. Çünkü; ona karşı zahidlerden idiler.
</p>



<p>Negatif
zühd; kişinin dünyaya tamahının olması, dünyaya karşı sevgi beslemesini ifade
eder, kişi Allah’ın zikrine değer vermez. </p>



<p>Negatif
zühd böyle olmasına karşılık pozitif zühd Allah’ın zikrine değer veren, dünya
hayatını değersiz bulan bir hali ifade eder.&nbsp;
</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kişinin kalbindeki %81’lik aydınlanma ile,
kişinin nefsinin afetlerinde de bir azalma söz konusu olur mu, oranı nedir?</p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elbette, zaten kalbindeki fazılların artışı
demek karanlıkların ve afetlerin azalması demektir. Afetlerin şiddeti azalır.
Afetler sayısal olarak gene aynı kalır fakat şiddeti azalır. Oran olarak %81
nur ve %19 karanlık kalır. Kişi %81 zahiddir. Zahidliğin gerektirdiği zikir
miktarı 12 saat ve daha fazlasını zikirle geçirmeyi ifade eder. Bu çok zikir
demektir. </p>



<p>Allahû
Tealâ Ahzâb Suresinde şöyle buyuruyor: </p>



<p><strong><em>33/AHZÂB-41:&nbsp;Yâ
eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran). </em></strong></p>



<p>Ey âmenû olanlar! Allah’ı
çok zikirle (günün yarısından fazla) zikredin.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çok zikir; günün yarısından daha fazlasını zikirle
geçirmek demektir ki bu da kişiyi zahid kılar. 24 saatlik zaman dilimi
içerisinde kişi 12 saatten daha fazlasını zikirle geçiriyorsa o kişi
zahitlerdendir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Belki birçok kişi bunu yanlış idrak
edebilir. İnsanlar: “İşim gücüm yok ben hep Allah’ı mı zikredeceğim.”
diyebilirler. </p>



<p>Hemen şunu ifade edelim:
“Zikir kalbin ritmik atışına paralel içimizden Allah kelimesinin tekrarıdır.”
Dolayısıyla bu işi yaptığımız zaman başka bir aktiviteye engel değildir.
Kur’ân-ı Kerim’de Allahû Tealâ: “Yan üstü yatarken beni zikredin” diyor. Yan üstü
yatıp uyurken hiç kimse hiçbir işi yapamaz. Ama Allahû Tealâ bir dünya işi yapamadığınız uyku esnasında Beni zikredin diyor.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öyleyse şunu anlıyoruz. Dünya işinin hangi çeşidi
olursa olsun, o iş zikirle yapılabilir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zikrin
önünde hiçbir engel yoktur. Çünkü uykudayken hiçkimse dünya işi yapamaz. Ama
Allahû Tealâ: “uykuda Beni zikredin.” buyuruyor.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Uykudayken
zikir nasıl gerçekleşir?</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kişi
yüzü kıbleye dönük sağ taraf üzerine yatarak başını yastığın üzerinde ileri
geri hareket ettirirse kalbinin basıncı sebebiyle ritmik atışlarını duyar ve iç
sesiyle o ritmik atışa paralel “Allah” kelimesini tekrar eder. Böylece zikirle
uykuya geçtiği an birgün zikirle kalkarsa bunun
manası bütün gece ibadet yapmış gibi zikirle geceyi geçirmiştir. </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peygamber Efendimiz (S.A.V) bunu söylüyor: “Benim
gözlerim uyur ama kalbim uyumaz.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine bir başka hadisinde: “Âlimin uykusu cahilin
ibadetinden iyidir.” buyuruyor.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hadiste, Âlimin uykusu ile cahilin ibadeti mukayese
yapılıyor. O zaman âlimin de uykuda bir ibadet yapması gerekir. Uykudayken
yapılabilen tek ibadet zikirdir. Öyleyse âlimin uykudayken zikri, cahilin
ibadetinden kesinlikle evlâdır, iyidir. Bu standart içerisinde Allahû Tealâ
dünya çalışmasının hangi çeşidi olursa olsun o işi yaparken zikirle yapmamızı
istiyor. Ve Necm Suresinde şöyle buyuruyor:</p>



<p><strong><em>53/NECM-39:&nbsp;Ve en
leyse lil insâni illâ mâ seâ.</em></strong></p>



<p>Ve insan için,
çalışmasından başka bir şey yoktur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Âyet-i kerime, zikirle yapılan çalışmayı ifade
ediyor. </p>



<ul class="wp-block-list"><li>Zikir ibadetlerin sultanı
ve zikir en büyük ibadettir. </li></ul>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zühd Makamından sonraki velâyet
kademesi Muhsinler kademesidir, fizik vücudun Allah’a teslimini ifade eder.
Burada günde 18 saat zikir gerekir. Kalbindeki nur miktarı %91’dir. %91’lik nur
artık o kişinin nefsin afetlerinin hiçbirisine tâbî olmamasını sağlar. Nefsin
manevî kalbinde yine afetler vardır ama bu afetlerin kalpteki tesir şiddeti
%9’dur. Kalp %91 oranında aydınlanmıştır. Burada nefs, %9’luk karanlıklarla
akla ulaşır ama %91’lik nurdan kaynaklanan talepler de akla ulaşır. Akıl %91’i
tercih eder. Çünkü üst seviyede bir şuurlanmaya sahiptir. Böyle olunca o zaman
her olayda fizik vücudun kumandanı olan akıl, nefsin değil ruhun talebine
uyar.&nbsp; </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunun
manası; fizik vücut da artık Allah’ın emirlerine %100 itaat ediyor yasak ettiği
hiçbir fiili işlemiyor demektir. Bu, Muhsinler kademesini ifade eder. Muhsinler
Kademesini Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinde açıklıyor.</p>



<p><strong><em>3/ÂLİ
İMRÂN-134:&nbsp;Ellezîne yunfikûne fîs serrâi ved darrâi vel kâzımînel gayza
vel âfîne anin nâs(nâsi), vallâhu yuhibbul muhsinîn(muhsinîne). </em></strong></p>



<p>Onlar (muttekîler),
bollukta ve darlıkta (Allah için) infâk ederler (verirler) ve onlar öfkelerini
yutanlardır (tutanlardır) ve insanları affedenlerdir. Ve Allah, muhsinleri
sever.</p>



<p>Yani
muhsinler devamlı olarak Allah yolunda harcarlar. Ama infâk edebilmeleri için
devamlı zikir yapmaları lâzımdır. Zikirsiz bir infâk söz konusu değildir.
Âyetin devamına baktığımız zaman onların öfkelerini yuttuğunu görüyoruz.
Öfkenin kaynaklandığı saha %9 ama sekînnet hali %91’dir. Dolayısıyla devamlı
olarak o kişi öfkesini yutan birisidir, sekînet halini ister, diler. </p>



<p>İnsanlardan kaynaklanan negatif talepler onlara zulüm olarak
yansıdığı zaman sadece %9’una tesir edebilir. Bu noktada nefsin manevî kalbinin
%91’lik kısmı artık nurdur ona tesir etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bu
açıdan insanların kendisine yapmış olduğu zulmü devamlı af ile karşılar. Bu
dördüncü velâyet kademesidir. </p>



<p>Beşinci
velâyet kademesi ise kişinin daimî zikre ulaştığı noktadır. </p>



<p>Yani
artık nefsinde afetler yok, 19 tane fazilet var. Kişi sonsuz bir mutluluğu
dünya saadetini yaşıyor.</p>



<p>Zülcenahayn
olmak iki kanatlı olmak bu noktada gerçekleşir. Yûnus Emre Hazretlerinin: <strong>“Ayak idik baş olduk, kuru idik yaş olduk,
kanatlandık kuş olduk, uçtuk elhamdülillâh.”</strong> demesinin sebebi budur.</p>



<p>&nbsp;Daha sonra 6 kademede kişi ihlâsa ulaşır.
Kişinin manevî kalbi 14 kademede müzeyyen olmuştur. Allah ona yerlerin hem de
göklerin melekûtunu göstermiştir. Ve kısacası kâinatın bütününü fizik ve fizik
ötesi olarak görebilen kişidir. </p>



<p>Son
bir şey daha kalır, Tövbe-i nasuhla tövbe eden kişiye son kademe olan Salâh’ın
kapısı açılır. Salâh zaten Allah’ın koruması altındadır. O kişi Salihlerden
olur ve her Salih kul Allahû Tealâ’nın en üst kademede evliyasıdır. </p>



<p>Allahû
Tealâ böylece 7 tane velâyet kademesini Kur’ân-ı Kerim’de zikretmiştir. </p>



<p>Allah
razı olsun.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dr.
Abdulcabbar BORAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kenthavadis.com/evliyalik-2-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EVLİYALIK</title>
		<link>https://kenthavadis.com/evliyalik.html</link>
					<comments>https://kenthavadis.com/evliyalik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Havadis]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Mar 2019 20:23:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[EVLİYALIK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kenthavadis.com/?p=2147</guid>

					<description><![CDATA[Evliya kelimesi dilimize çoğul olarak girmiş, aslında evliyanın tekil karşılığı velîdir. Evliya çoğuludur. Evliya kimdir?&#160; Allah’ın dostu demektir. Evliyalar da Allah dostlarıdır. Allah dostları her zaman vardır. Zaten Allah insanı kendisine dost olmak üzere yaratmıştır. İnsanın yaradılış gayesi Allah’a kul olmaktır. Allah&#8217;a kul olan herkes Allah&#8217;ın dostudur. Dolayısıyla eğer insanlar: “Eskiden evliya vardı bugün yoktur” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Evliya kelimesi dilimize
çoğul olarak girmiş, aslında evliyanın tekil karşılığı velîdir. Evliya
çoğuludur. Evliya kimdir?&nbsp; Allah’ın dostu
demektir. Evliyalar da Allah dostlarıdır. Allah dostları her zaman vardır. Zaten
Allah insanı kendisine dost olmak üzere yaratmıştır. İnsanın yaradılış gayesi
Allah’a kul olmaktır. Allah&#8217;a kul olan herkes Allah&#8217;ın dostudur. Dolayısıyla
eğer insanlar: “Eskiden evliya vardı bugün yoktur” diyorsa bu demektir ki bütün
insanlık için yaradılış hedefine uyan ve Allah&#8217;a ulaştıran Sırat-ı Mustakim’de
hiç kimse yok demektir. Bu da zaten mümkün değil.</p>



<p>Peygamber Efendimiz (S.A.V)
bir hadis-i şerifinde: <strong>“Kıyâmet gününe
kadar her devirde mutlaka hak üzere olan bir topluluk benim ümmetimin içersinde
olacaktır.”</strong> buyurmuştur.</p>



<p>İşte hadîs-i şerifteki
topluluk evliyalardan oluşuyor. Dolayısıyla evliyanın sadece geçmişte olması ve
bugün artık sonlanmış olması tamamıyla Kur’ân-ı Kerim’e aykırı bir bid’attır.
Geçmişte olduğu gibi bugün de evliyalar vardır. Evliyalar Allah dostlarıdır.</p>



<p><strong>Allah’a
dost olmayı isteyen herkes dost olabilir mi?</strong> </p>



<p>&#8211; &nbsp;&nbsp; Evet, aslında çok basittir Allah’a dost olabilmek. Bir dileğe
bağlıdır. Osmanlı’da Allah dostlarının bir başka ismi de “derviş”di. Dervişler
Allah dostları olan kişilerdir. Yunus Emre Hazretleri bir Allah dostudur.
Mevlâna Hazretleri bir Allah dostudur. Hacı Bektaşi Velî Hazretleri bir Allah
dostudur. Sahâbenin hepsi birer Allah dostlarıdır. Ve daha nicelerini
sayabiliriz.</p>



<p>Yunus Emre Hazretleri diyor
ki: “Dervişlik bir dilektir.” Yani Allah’ın dostu olmak bir dilektir. “Bilene
düğün dernektir.”</p>



<p>&nbsp;Allah dostları daima huzur ve mutluluk içinde
bir hayatı yaşayanlardır. </p>



<p><strong>Herkes
Allah’a dost olabilir mi?</strong></p>



<p>&nbsp;Evet. Kadın erkek yaratılan bütün insanlar 3
vücut ve bir serbest irade ile yaratılmışlardır. Ve Allah’ın kendilerine
üfürdüğü ruh emanetinin hayattayken sahibi olan Allah’a ulaştırıp teslim eden
herkes Allah&#8217;ın ermiş evliyasından olur, Allahû Tealâ Allah’a dost olmayı
üzerimize farz kılmıştır. Çünkü Allah’a ulaşmayı dilemek ruhun talebidir. Ve
Allahû Tealâ da dünya hayatını yaşarken bunu herkesten istiyor. “Allah’a
ulaşmayı dileyin” şeklinde âyetlerde bunu üzerimize farz kılmıştır. </p>



<p>Dolayısıyla bir tek dilekle
kişi Allah’a dost oluyorsa Allahû Tealâ bütün insanları kadın erkek herkesi
kendisine dost olmaya çağırıyor. Serbest iradesi ile rızası ile dünya hayatında
Allah&#8217;a ulaşmayı kalben dileyen kişi Allah’a dost olur. </p>



<p>Başlangıç noktasında herkes
şeytanın dostudur. Ama şeytanın dostluğundan kurtulup Allah’ın dostu olabilmesi
bu dileğe bağlıdır. Nitekim Allahû Tealâ Bakara Suresinde şöyle buyuruyor:</p>



<p><strong><em>2/BAKARA-257:&nbsp;Allâhu
velîyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez zulumâti ilân nûr(nûri), vellezîne
keferû evliyâuhumut tâgûtu yuhricûnehum minen nûri ilâz zulumât(zulumâti),
ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne). </em></strong></p>



<p>Allah,
âmenû olanların (Allah’a ulaşmayı dileyenlerin) dostudur, onları (onların
nefslerinin kalplerini) zulmetten nura çıkarır. Ve kâfirlerin dostları taguttur
(onlar, şeytanı dost edinirler, şeytan kimseye dost olmaz), onları (onların
nefslerinin kalplerini) nurdan zulmete çıkarırlar. İşte onlar, ateş ehlidir.
Onlar, orada ebedî kalacak olanlardır.</p>



<p>Allah âmenû olanların
dostudur.&nbsp; Ruhun talebine uyan Allah’a
ulaşmayı dileyen herkes âmenû olmuştur Allah onları zulmetten nura çıkartır.
Ama kâfirlerin dostları da taguttur.</p>



<p>Başlangıç noktasında herkes
dalâlette, herkes küfürdedir, kâfirlerin dostu da taguttur. </p>



<p>Tagutun dostluğundan
kurtulup Allah’ın dostu olmak bir tek dilekle mümkündür. Allahû Tealâ 14, asır
evvel sahâbenin taguta kul iken bir tek dilekle kendilerini kurtardıklarını
Zumer Suresinde ifade buyurmaktadır:</p>



<p><strong><em>39/ZUMER-17:&nbsp;Vellezînectenebût
tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi). </em></strong></p>



<p>Ve
onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler
(kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a
ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!&nbsp;&nbsp; </p>



<p>Sahâbe Allah’a ulaşmayı
diliyor. Yani insanlar şeytanın kulu iken bu dilekle kendilerini şeytana kul olmaktan
kurtarıyorlar, Allah’a kul oluyorlar. </p>



<p>İnsanlar şeytanın dostu
iken bir dilekle şeytana dost olmaktan kurtulup, Allah’a dost oluyorlar.
Kısacası bu dilek kişiyi Allah’a dost kılıyor. </p>



<p>Hacı Osman Kepenek adında
bir Allah dostu şunu söylüyor: -Bugün ‘mürşid yoktur, evliya yoktur’ diyenlere
ithaf olunur.-</p>



<p>&nbsp;<strong>“Deme
ki, ‘şimdiki zamanda bir kâmil mürşid var mı acep? Bu sözü söyleyen henüz
olmamış ehli edep.” </strong></p>



<p>Bugün bir insan “evliyalık
yoktur, geçmişte kalmıştır” diyorsa o henüz ehli edep olmamıştır. </p>



<p>Allah’a ulaşmayı
dilemeyenler bu sözü söyleyenlerdir.&nbsp; “Bu
zamanda bir kâmil mürşid var mı acep? Bu sözü söyleyen henüz olmamış ehli
edep.” Yani Allah’a ulaşmayı dilemeyen herkes gerçekten mürşid yok, velî yok.
Allah’a ulaşmayı dileyen herkes için kesinlikle mürşid var, evliya var.</p>



<p>Allahû Tealâ Kur’ân-ı
Kerim’de velîlerini yani evliyaları Yûnus Suresinde açıklıyor:</p>



<p><strong><em>10/YÛNUS-62:&nbsp;E
lâ inne evliyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). </em></strong></p>



<p>Muhakkak
ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle
değil mi? </p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çünkü Allah’ın velisi Allah’a ulaşmayı
dilemiştir, Hidayeti dilemiştir. Gerçekten Allahû Tealâ Bakara Suresinde
evrensel mesajı şöyle veriyor:</p>



<p><strong><em>2/BAKARA-38:&nbsp;Kulnâhbitû
minhâ cemîa(cemîan), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe men tebia hudâye fe
lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).</em></strong></p>



<p>Biz
dedik ki: “Hepiniz oradan (aşağıya) inin. Benden size mutlaka hidayet
gelecektir. O zaman kim hidayetime tâbî olursa, artık onlara korku yoktur ve
onlar mahzun olmazlar.”</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Korkunun ve mahzuniyetin
kendileri için olmadığı kişiler Allah’ın velîleri, yani Allah’a ulaşmayı
dileyenlerdir.</p>



<p><strong><em>10/YÛNUS-63:&nbsp;Ellezîne
âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne). </em></strong></p>



<p>Onlar,
âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.&nbsp; </p>



<p>Onlar ruhun ölmeden evvel
Allah’a ulaşacağına kesin şekilde inananlardır ve inanmakla kalmayıp takva
sahibi olmuşlardır. Yani Allah’a ulaşmayı dilemişlerdir. </p>



<p><br>
<strong><em>10/YÛNUS-64:&nbsp;Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhirah
(âhirati), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul
azîm(azîmu). </em></strong></p>



<p>Onlara,
dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü
değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.</p>



<p>Hem ahiret saadetine hem dünya saadetine ulaşmak
Allah dostlarının işidir. Nitekim Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V): <strong>“Ümmetimin
velîleri kendi amelleri ile değil, Allah’ın rahmeti ile cennete girerler, nefs
tezkiyesi ile cennete girerler, Müslümanlara olan merhametiyle cennete
girerler.”</strong> buyuruyor.</p>



<p>Buradan, kurtuluşa ulaşan insanların Allah’ın
velîleri olduklarını görüyoruz. Öyleyse kişi, ya Allah’ın velîsidir, Allah’ın
dostudur. Eğer Allah’ın dostu değilse doğal olarak şeytanın dostudur. Allah’ın
dostu olmayan herkes şeytanın dostudur. Kur’ân-ı Kerim net olarak bunu
zikrediyor. </p>



<p>O zaman kişi bir tek dilekle Allah’ın velîsi
olabilir. Velî Ruhu Allah’a ermiş kişidir. Ruhun Allah’a vasıl olmasını
Allah gerçekleştirir. Bizi ermiş evliya kılan Allah’dır.</p>



<p>Burada kişinin üzerine düşen sadece bir dilektir.</p>



<p>Nitekim kişi şöyle talepte bulunabilir: “Ya Rabbim!
Sahâbe, Yunus Emre Hz., Hacı Bektaşi Velî Hz. Sana nasıl dost oldularsa ben de
Sana dost olmak istiyorum, ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum Ya Rabbim,
benim de dileğimi kabul et. Bu dileğimi kalbime nakşet.” </p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir tek dilekle başlayan bu evliyalığın kademeleri de var mıdır? </p>



<p>&#8211;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Evet,
elbette vardır. Kişi ermiş evliya olduktan sonra mutlaka 7 tane velâyet
kademesini geçmeli ki kâmil insan olsun. Allahû Tealâ insanı, kâmil insan olsun
diye yaratmıştır ama kâmil insan olmak 7 velâyet kademesini geçmeyi, yaşamayı
ihata eder. İnsanla Allah arasındaki olgunlaşma basamaklarına baktığımız zaman
28 basamaklık bir İslâm merdiveni olduğunu görüyoruz. Bu 28 basamaklık
olgunlaşma basamaklarında ilk 21 basamağın sonunda kişi ermiş evliya olur.
Ermiş evliya olduktan sonra Fenâ, Beka, Zühd, Muhsinler, Ulûl’elbab, İhlâs ve
Salâh kademeleri olmak üzere 7 tane velâyet kademesi daha vardır. </p>



<p><em>(Devamı bir sonraki yazıda)</em></p>



<p><em>                                                           </em>            <strong>                                                                                                                                                 Dr. Abdulcabbar BORAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kenthavadis.com/evliyalik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
