<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KADİR GECESİ &#8211; Kent Havadis</title>
	<atom:link href="https://kenthavadis.com/etiket/kadir-gecesi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kenthavadis.com</link>
	<description>Bağımsız Yerel Siyasi ve Ekonomi Gazetesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Jun 2019 13:41:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://kenthavadis.com/wp-content/uploads/2026/04/cropped-kent-havadis-150x150.webp</url>
	<title>KADİR GECESİ &#8211; Kent Havadis</title>
	<link>https://kenthavadis.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>KADİR GECESİ</title>
		<link>https://kenthavadis.com/kadir-gecesi.html</link>
					<comments>https://kenthavadis.com/kadir-gecesi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Havadis]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jun 2019 13:36:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Abdulcabbar BORAN]]></category>
		<category><![CDATA[KADİR GECESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Gecesinin önemi nedir?]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kenthavadis.com/?p=2245</guid>

					<description><![CDATA[Kadir Gecesinin önemi nedir? Kadir Gecesi Allah&#8217;ın indinde müstesna bir zamanı ifade etmektedir. Allah&#8217;ın indinde mekânlar aynı değil, zamanlar da aynı değil. Allah’ın farklı kıldığı kutsal mekânlar vardır. Allah’ın farklı kıldığı kutsal zamanlar vardır. Kutsal mekânlardan bahsetmek gerekirse, bir Mescid-i Haram, bir Mescid-i Aksa, bir Mescid-i Nebevî yeryüzündeki herhangi bir yeryüzü parçası gibi değillerdir. Tıpkı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Kadir
Gecesinin önemi nedir? </strong></p>



<p>Kadir Gecesi Allah&#8217;ın indinde müstesna bir
zamanı ifade etmektedir. Allah&#8217;ın indinde mekânlar aynı değil, zamanlar da aynı
değil. Allah’ın farklı kıldığı kutsal mekânlar vardır. Allah’ın farklı kıldığı
kutsal zamanlar vardır. Kutsal mekânlardan bahsetmek gerekirse, bir Mescid-i
Haram, bir Mescid-i Aksa, bir Mescid-i Nebevî yeryüzündeki herhangi bir yeryüzü
parçası gibi değillerdir. Tıpkı haftanın 7 gününde Cuma’nın diğer günlerden
farklı bir yeri olduğu gibi. Cuma müstesna bir gündür. Kandil günleri yine
müstesna zaman parçalarını ifade etmektedir. Kadir Gecesi de tıpkı bunun gibi
müstesna bir gecedir. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerîm’de bu gece adına bir sure
indirmiştir. </p>



<p><strong><em>97/KADR
(KADİR)-1:&nbsp;İnnâ enzelnâhu fî leyletil kadr(kadri). </em></strong></p>



<p>Muhakkak ki Biz, O’nu
(Kur’ân’ı) Kadir Gecesi’nde Biz indirdik. </p>



<p><strong><em>97/KADR
(KADİR)-2:&nbsp;Ve mâ edrâke mâ leyletul kadr(kadri). </em></strong></p>



<p>Ve Kadir Gece’sinin ne
olduğunu sana bildiren nedir?</p>



<p><strong><em>97/KADR
(KADİR)-3:&nbsp;Leyletul kadri hayrun min elfi şehr(şehrin). </em></strong></p>



<p>Kadir Gecesi bin aydan daha
hayırlıdır.</p>



<p><strong><em>97/KADR
(KADİR)-4:&nbsp;Tenezzelul melâiketu ver rûhu fîhâ bi izni rabbihim, min kulli
emrin. </em></strong></p>



<p>Melekler ve ruh, onda (o
gecede) Rab’lerinin izniyle herbir emir için inerler.</p>



<p><strong><em>97/KADR
(KADİR)-5:&nbsp;Selâmun hiye hattâ matlaıl fecr(fecri). </em></strong></p>



<p>O (gece), fecrin doğuşuna
kadar selâmdır (selâmettir).</p>



<p><strong><em>İnnâ;</em></strong>
Şüphesiz ki Biz. <strong><em>Enzelnâhu;</em></strong> O’nu inzal ettik, indirdik. <strong><em>F</em></strong><strong><em>î leyletil kadr;</em></strong> Kadir Gecesinde onu indirdik. </p>



<p>İndirilen Kur’ân-ı Kerîm’dir. Kur’ân-ı Kerîm
Kadir Gecesi’nde indirilmiştir. Aslında Beraat Gecesi’nde Allahû Tealâ’nın
yeryüzü semasına indirdiği ve oradan da Cebrail (A.S) vasıtasıyla Nebîler
Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in kalbine âyet ve âyet nakşedildiğini
biliyoruz. </p>



<p>O gece ki Allahû Tealâ onun için, “1000 aydan
daha hayırlı bir gecedir” buyuruyor. Ortalama insan ömrüne baktığımız zaman
neredeyse bir insanın bütün ömrüne eşdeğer bir zaman dilimini ifade ediyor. O
geceyi ihya edenler bu kadar sevaba nail oluyorlar. Allahû Tealâ 365 geceden
bir tanesinin Kadir Gecesi olduğunu, bu gecenin, 11 ayın sultanı Ramazanda ve
Nebîler Sultanı Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz Ramazan’ın da son 10 gününün
tekli gecelerinde aranmasını emir buyurmuştur. </p>



<p>Öyleyse bu müstesna geceyi herkes aslında en üst
seviyedeki ibadetle geçirmelidir. Gece boyunca tövbe namazları kılmalıdır.
Allah’tan mağfiret talep etmelidir. Ama en önemlisi, mümkün olduğunca uyanık ve
zikirle geçirmelidir. </p>



<p>Bu gecede sadece bu geceye mahsus olmak üzre
Divan-ı Salihîn yeryüzüne iniyorlar.</p>



<p>Eğer ruh fizik bedenden ayrılır da üstümüzde
yaratılan 7 tane gök katını birbirine bağlayan Tarîki Mustakîm üzerinden seyr-i
sülûku yaşar, 7. gök katına ulaşırsa, 7. gök katının 5. âlemi olan Divan-ı
Salihîne ulaşacaktır. </p>



<p>7. gök katı 7 âlemden oluşuyor.</p>



<p><em>1.
âlem;</em> Kader Hücreleri </p>



<p><em>2.
âlem;</em> Ümmül Kitap </p>



<p><em>3.
âlem;</em> Kudret Denizi</p>



<p><em>4.
âlem;</em> Makamı Mahmut </p>



<p><em>5.
âlem;</em> Divan-ı Salihîn</p>



<p><em>6.
âlem;</em> zikir hücereleri</p>



<p><em>7.
âlem;</em> İndi İlâhi. </p>



<p>Divan-ı Salihîn bu 7 âlemden beşincisini teşkil
ediyor. Sadece Kadir Gecesi’ne mahsus olmak üzere Divan-ı Salihîn üyeleri yılda
bir kez yeryüzüne inerler. Eğer kalp gözü açık olan irfanın sahibi bir kişiye
Allahû Tealâ orayı gösterirse, sadece bir geceye mahsus olmak üzere orasının
boş olduğunu o kişi görecektir. Çünkü oranın bütün üyeleri yeryüzüne inmiştir
ve o gece boyunca yeryüzü selâmettedir. </p>



<p>İfade ettiğimiz gibi, Kadir Gecesi’nin Ramazanın
son 10 gününde tekli günlerde aranması gerekir.</p>



<p>Her ne kadar bugüne kadar Kadir Gecesi bir
gelenek halinde 27. gece olarak kutlanıyorsa da aslı 24’ünü 25’ine bağlayan
gecedir.</p>



<p>Allah dostları, Kalp gözü açık olanlar bunu
böyle buyuruyorlar. </p>



<p>7. gök katında 7 tane âlemi özellikleri
itibariyle vermek gerekirse; ilk âlem kader hücreleridir. Herkese ait olan bir
kader, bal peteği şeklindeki kader hücreleri 24 saatlik zaman dilimlerini
ihtiva ediyor. Oraya çıkan kişi geçmişi tamamen bir duvarla örtülü geleceğe
doğru bir geçiş izni söz konusu ve kendi kaderi üzerinden sonsuza kadar bir
yolculuk yapıyor Allahû Tealâ’nın zatına ulaşana kadar. </p>



<p>İkinci âlem Ümmül Kitap’tır. Bu kitap, bugüne kadar
tüm kutsal kitapların muhtevasında yer aldığı bir kitaptır. Tevrat’da İncil’de
Zebur’da Kur’ân-ı Kerîm’de Ümmül Kitab’ın içerisinde, hatta Ümmül Kitab’ın her
devirde bir sayfası açıktır. Gören Allah dostları var. </p>



<p>Üçüncü âlem Kudret Denizi’dir. Dördüncü âlem
Makam-ı Mahmud’dur. Makam-ı Mahmud, özellikleri itibariyle devrin imamlarının
Allah&#8217;a ulaşan kullara hilat giydirildiği bir yerdir.</p>



<p>Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz ve
sahâbesinin bulunduğu ve tüm devrin imamlarının manevî evliliklerinin orada
yapıldığı bir salon söz konusudur.</p>



<p>Beşinci âlem, Divan-ı Sâlihin’dir. İşte
bahsettiğimiz Kadir Gecesi’nde Divan-ı Sâlihin üyelerinin tümü yeryüzüne
inerler. Allahû Tealâ, kalp gözü açık olan kullarından dilediklerine burayı
gösterir. </p>



<p>Altıncı âlem zikir hücreleridir. Yedinci âlem
İnd-i İlahi’dir.</p>



<p>Kadir Gecesi’ne ulaşan herkes, misal olarak
sabaha kadar ibadeti yerine getirirse aynı derecatı alabilir mi? Aslında
derecatın alınması ile kişinin kalbindeki nur birbirine paraleldir. Hazreti
Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz: <em>“Benim
sahâbemin bir hurma sadaka Allah yolunda vermesiyle diğer insanların belki Uhud
Dağı kadar altın vermesinden çok daha efdaldir.“</em> diyor. Neden bu şekilde
söylüyor?</p>



<p>Çünkü sahâbe 7 safha ve 4 teslimi yaşayan bir
standarttaydı. İrade tesliminde, kalpleri tamamen, 19 kademede müzeyyen
olmuştu.</p>



<p>Kalpleri 19 kademede müzeyyen olan kişilerin
özelliği nedir kalp açısından?</p>



<p>Allah tarafından 19 kademe müzeyyen olan
kişilerin özelliği Allah tarafından irşada memur ve mezun kılınmış olmalardır.
Ama diğer bir kişinin kalbi henüz karanlıklar içerisindeyse ve diyelim ki Uhud
Dağı kadar altın veriyorsa o zaman niyet farklı kalpte teşekkül edeceği için o
amelden kazanacağı derecat da çok farklı olacaktır. Burada derecatın en üst
seviyede tezahür etmesinin asıl faktörü ihlâstır. Yani kalbin tamamen
katışıklardan arınmış olması halidir. </p>



<p>Yani Kadir Gecesi’ni, hem en güzel şekilde idrak
edebilmek hem daha fazla derece alabilmek açısından yapmamız gereken en önemli
şey Allah’a ulaşmayı dilemiş olmaktır ve bu geceyi zikirle geçirmektir.&nbsp; </p>



<p>Aynı zamanda o Kadir Gecesi’ne giden zaman
parçalarını da zikirle geçirmek gerekir. Yani kişinin bir süreç ile bu geceye
en güzel şekilde hazırlanması lâzım. </p>



<p>Öncelikle kişi kalben kişi Allah&#8217;a ulaşmayı
dileyecek. Allahû Tealâ onu Kendisine ulaştıracak. Ermiş evliya olduktan sonra
velâyet kademelerinde İradesini teslim eden insan için her gece Kadir Gecesi,
her gündüz bayram hüviyetindedir. </p>



<p>Dolayısıyla Allah’ın indinde müstesna geceler,
müstesna zaman parçaları vardır. Dilediği mekânları kutsal kılan, dilediği
zaman parçalarını kutsal kılan Allahû Tealâ, zaman ve mekânı insanlar için
yaratmıştır. Öyleyse o kutsal mekânlar, o kutsal zamanlar insanlar için
olduğuna göre, insanlar içinde kutsal insanlar da vardır. Onlardan bir tanesi
her devirde devrin imamıdır. </p>



<p>Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)
bunun için hadîs-i şerifinde şöyle buyuruyor: <strong><em>“Size ruh verenler gelecek.
Onları arayın bulun. Kim zamanın imamına arif olmazsa o cahiliye
standartlarındadır.”</em></strong> </p>



<p>Nitekim Divan-ı Salihîn içerisinde devrin imamı
da vardır, o da Kadir Gecesi’nde yeryüzüne iner. Çünkü Kadr Suresinde: <strong><em>“</em></strong><strong><em>Tenezzelul melâiketu ver rûhu” </em></strong>şeklinde
ifade edilmiştir. Yani ruh ve melekler o gün
yeryüzüne inerler. </p>



<p>Peygamber Efendimiz (S.A.V) dahil olmak üzere
Divan-ı Salihîn üyelerinin hepsi, orada bulunan bütün melekler Kadir Gecesi’nde
yeryüzüne inerler. Ve mağfiret talebinde bulunan herkes için onlarla birlikte
Allah’tan mağfiret talebinde bulunurlar o gece boyunca. Yeryüzü o gece
selâmette olur. </p>



<p>Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz’den
sonra her devirde onun vârisi olan devrin imamı yine var. Vazifelidir ve yine o
yaşayan mağfiret talebinde bulunan tüm insanlara mağfiret talebinde bulunuyor. </p>



<p>Mağfiret günahların örtülmesi değil, günahların
silinmesi değil, günahların sevaba çevrilmesidir. Öyleyse mağfirete mazhar
olabilmek için Allahû Tealâ’nın bizim için tayin ettiği mürşidin önünde Furkân
Suresinin 70. âyet-i kerimesinde zikredildiği gibi tövbe etmek lâzımdır. </p>



<p><strong><em>25/FURKÂN-70:&nbsp;İllâ
men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim
hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).</em></strong></p>



<p>Ancak kim (mürşidi önünde)
tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih
amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini
(günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba
çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).</p>



<p>Resûlullah (S.A.V) Efendimiz: “Onları arayın
bulun.” ifadesiyle, “her devirde vazifeli olan, hayatta olan devrin imamını
arayıp bulmak demek, Allah&#8217;ın hacet namazıyla mürşidi arayıp bulmak ve ona
ihsanla olmaktır” buyurmaktadır. Çünkü kim devrin imamına arif olursa o tamamen
cahiliye standartlarından kurtulur. O mağfiret edilmiş bir kişi olur. Onun o
güne kadar işlemiş olduğu bütün günahları Allahû Tealâ sevaba çevirir. Ve üst
seviyede bir derecatın sahibi olur. </p>



<p>Nitekim Peygamber Efendimiz bir hadîs-i
şerifinde şöyle buyuruyor: <em>“Sizler günah
işlemeseydiniz (melek olsaydınız) Allah sizi yok eder, günah işleyen (nefs
sahibi) ama tövbe-i istiğfarda bulunan (nefsini tezkiye eden) bir toplum
yaratırdı.”</em> Buradan murad, günah işlemeyenlerin günaha teşviki değil,
kişinin mürşid önünde tövbeye yönelmesidir. </p>



<p>Melekler günah işlemeyen varlıklardır. Ama Allah
katında insanı tüm mahlukattan daha kıymetli kılan olay, günah işlememesinden ziyade, günah işleyip de ondan sonra tövbe-i
istiğfarda bulunmasıdır. Nitekim “Beşer, şaşar” herkes hata yapabilir. Hata
yapanların en hayırlısı mürşid önünde tövbe edenlerdir. </p>



<p>Burada her ne kadar günah işlemiş olsada kişinin yapacağı tövbe,
kendi kendine tövbe etmesinden ziyade, önce Allah&#8217;a ulaşmayı dileyerek daha
sonra mürşide tâbiiyetle yapacağı tövbedir.</p>



<p>Aslolan mürşidin önünde yapılan tövbedir. Çünkü Furkân Suresinin
70. âyet-i kerimesinde, Nisa Suresinin 64. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ
hangi tövbenin garanti kabul edileceğini açıklamış. Burada yapılacak olan
tâbiiyet, ihsanla tâbiiyet olmalıdır. İhsanla her kim Allah&#8217;ın kendisi için
tayin ettiği mürşide tâbî oluyorsa mutlaka Allah onun tövbesini kabul ediyor.
Nisâ Suresinin 64. âyet-i kerimesi bunu dile getiriyor. </p>



<p><strong><em>25/FURKÂN-70:&nbsp;İllâ
men tâbe ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike yubeddilullâhu seyyiâtihim
hasenât(hasenâtin), ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen). </em></strong></p>



<p>Ancak kim (mürşidi önünde)
tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih
amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini
(günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba
çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).</p>



<p><strong><em>4/NİSÂ-64:&nbsp;Ve
mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi), ve lev ennehum iz
zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfere lehumur resûlu le vecedûllâhe
tevvâben rahîmâ(rahîmen). </em></strong></p>



<p>Ve Biz, (hiç) bir resûlü,
Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik.
Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece
Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi,
mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün
mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.</p>



<p>Öyleyse ihsanla mürşidine tâbî olan kişinin, tövbe ettiği an tövbesinin
kesinlikle kabul edileceğine îmân etmesi gerekir. Eğer bu tâbiiyet ihsanla
gerçekleşmiyorsa Allah katında o tövbenin neticesinde günahlar sevaba
çevrilmez. Günahların sevaba çevrilebilmesi için mutlaka o kişinin Allahû
Tealâ’dan mağfiret talebinde bulunması lâzım. Onunla birlikte devrin imamının
da onun için Allah’tan mağfiret talebinde bulunması lâzımdır. Devrin imamıyla
tövbe eden kişi arasında bu olay şefaattir. Şefaat bu dünya hayatında, işte bu
şekilde gerçekleşen bir vetiredir. </p>



<p>Hepinizin Allah’a ulaşmayı dileyerek, Allah’ın tayin ettiği
mürşide tâbî olarak dünya ve ahiret saadetine ulaşmanızı Efendimizin himmetiyle
Yüce Rabbimiz’den niyaz ederek yazımızı burada noktalıyoruz inşallah. </p>



<p>Allah razı olsun.</p>



<p><em>                                                           </em>            <strong>                                                                                                                                                 Dr. Abdulcabbar BORAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kenthavadis.com/kadir-gecesi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
