Dolar : Alış : 7.2996 / Satış : 7.3128
Euro : Alış : 8.5850 / Satış : 8.6005
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul31°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 17 Kategoride 723 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

AHİRET VE DÜNYA SAADETİNE MANİ OLAN BİD’ATLER (3. Bölüm)

29 Haziran 2020
Ana Sayfa » Köşe Yazısı » AHİRET VE DÜNYA SAADETİNE MANİ OLAN BİD’ATLER (3. Bölüm)
AHİRET VE DÜNYA SAADETİNE MANİ OLAN BİD’ATLER (3. Bölüm)

Dalâlette olanların gideceği yer cehennemdir. Kur’ân-ı Kerim’de yedi tane âyet-i kerime grubu gereğince dalâlette olanların gideceği yer cehennemdir. Allahû Tealâ insanları cehennemden kurtarmak üzere resûller gönderir.

Kasas-50’de Allahû Tealâ bu hakikati dile getirmektedir.

28/KASAS-50: Fe in lem yestecîbû leke fa’lem ennemâ yettebiûne ehvâehum, ve men edallu mimmenittebea hevâhu bi gayri huden minallâh(minallâhi), innallâhe lâ yehdil kavmez zâlimîn(zâlimîne).

Bundan sonra eğer sana icabet etmezlerse (senin hidayete erdirme davetine uymazlarsa), bil ki onlar heveslerine tâbîdirler. Allah’tan bir hidayetçi olmaksızın (hidayetçiye değil de) kendi heveslerine tâbî olandan daha çok dalâlette kim vardır? Muhakkak ki Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.

            Cuma Suresinin 2. âyet-i kerimesinde ve Âli İmrân-164’te böyle bu hakikati dile getiriyor.

62/CUMA-2: Huvellezî bease fîl ummiyyîne resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).

Ümmîler arasında, kendilerinden bir resûl beas eden (görevlendiren) O’dur. Onlara, O’nun (Allah’ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab’ı (Kur’ân-ı Kerim’i) ve hikmeti öğretir. Ve daha önce (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) elbette onlar, sadece açık bir dalâlet içinde idiler.

3/ÂLİ İMRÂN-164: Lekad mennallâhu alâl mu’minîne iz bease fîhim resûlen min enfusihim yetlû aleyhim âyâtihî ve yuzekkîhim ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmeh(hikmete), ve in kânû min kablu le fî dalâlin mubîn(mubînin).

Andolsun ki Allah, mü’minlerin (başlarının) üzerine (devrin imamının ruhu) bir ni’met olmak üzere (onların aralarında, kendi kavminin içinde) kendilerinden bir resûl beas eder. Onlara O’nun (Allah’ın) âyetlerini tilâvet eder, onları tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel (Allah’a ulaşmayı dilemeden evvel) onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.

            Bir kere daha ifade etmek gerekirse, başlangıç noktasında herkes dalâlettedir. Resûller dalâlette olan kendi kavimlerine hidayet tebliğ ederler. Ancak hidayeti dileyenler mürşidlerine tâbî olanlardır. Allahû Tealâ hidayeti dilemeyenlerin mürşidlerine ulaşamayacaklarını bildiriyor. Yedi âyet-i kerime grubu, Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin mürşidlerine ulaşamayacaklarını kesin bir dille bize açıklıyor.

            Allah’a ulaşmayı dileyenler, mürşidlerine tâbî olanlar cennetliklerdir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen, mürşidlerine tâbî olmayanların gideceği yer cehennemdir. Dolayısıyla 53 tane âyet-i kerime cehennemliklerin cehennemde ebedi kalacağını, asla cehennemden çıkamayacağını beyan ediyor.

            Allahû Tealâ Mu’minûn-44’te, resûllerin birbiri ardı arkası kesilmeksizin kavimlerin hepsine gönderileceğini açıkça dile getiriyor. 

23/MU’MİNÛN-44: Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).

Sonra Biz, resûllerimizi ardarda (arası kesilmeksizin) gönderdik. Her ümmete resûlü geldiği zaman, her defasında onu yalanladılar. Biz de onları birbiri arkasından (helâk ettik). Ve onları efsane kıldık. Artık mü’min olmayan kavim (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun.

            Zumer Suresinin 71. âyet-i kerimesinde insanlar zümre zümre cehenneme giriyorlar.

39/ZUMER-71: Vesîkallezîne keferû ilâ cehenneme zumerâ(zumeran), hattâ izâ câuhâ futihat ebvâbuhâ, ve kâle lehum hazenetuhâ e lem ye’tikum rusulun minkum yetlûne aleykum âyâti rabbikum ve yunzirûnekum likâe yevmikum hâzâ, kâlû belâ ve lâkin hakkat kelimetul azâbi alel kâfirîn(kâfirîne).

Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

Cehenneme girenlerin cehenneme gitme sebeplerinin başında Allah’a ulaşmayı dilememeleri geliyor. Onları da Allahû Tealâ Yûnus Suresinin 7 ve 8. âyet-i kerimelerinde kesin bir dille belirtmiştir.

10/YÛNUS-7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme’ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10/YÛNUS-8: Ulâike me’vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

            “Onlar Bize ulaşmayı dilemezler dünya hayatından razıdırlar.” Allah’a ulaşma dileği ruhun talebidir. Dünya hayatından razı olmak ise nefsin talebidir. Kişi Allah’a ulaşmayı dilemezse, nefsin talebi olan dünya hayatını dilerse o zaman otomatik olarak o kişi Allah’ın âyetlerinden gâfildir. Çünkü Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin hassalarına engeller konulur. Mürşidlerine tâbî olmayanların hassalarına engel konulan kişiler olduğunu beyan edilmektedir. Bunların da kazançları sebebiyle gidecekleri yer cehennemdir. Halbuki Allah’a ulaşmayı dileselerdi, Allahû Tealâ Enfâl-29’a göre onların negatif derecelerini örterdi, dolayısıyla bu bir tek dilek onları kurtarırdı. Cehennemlik iken insanı cennetlik kılan olay, sadece bir tek dilektir; Allah’a ulaşmayı dilemektir.

8/ENFÂL-29: Yâ eyyuhellezîne âmenû in tettekullâhe yec’al lekum furkânen ve yukeffir ankum seyyiâtikum ve yagfir lekum, vallâhu zul fadlil azîm(azîmi).

Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

            Sevgili kardeşlerim daha önce belirttiğimiz gibi, Meryem Suresinin 71. âyet-i kerimesine göre cennetliklerin ve cehennemliklerin hepsi evvelâ cehenneme gidiyor. 

Cennetlikler cehennemin duvarlarından uçarak girerler. Çünkü cehennemin duvarları onlar için bir görüntüdür. Bir fizikî bariyer değildir. Ama cehennemlikler cehenneme girecekleri zaman, hassalar ve uzuvlarındaki engeller sebebiyle, cehennemin kapılarından girebilmeleri için cehennemin kapısı biraz yükseltilir ve burunları sürtünerek cehenneme girerler. Çünkü cehennem cehennemlikler için bir kalıcı yerdir, engeldir.

Allahû Tealâ Meryem-72’de ise “takva sahiplerini kurtarıyoruz, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakıyoruz” buyurmaktadır.

19/MERYEM-72: Summe nuneccîllezînettekav ve nezeruz zâlimîne fîhâ cisiyyâ(cisiyyen).

Sonra takva sahiplerini kurtaracağız. Ve zalimleri, diz üstü çökmüş olarak bırakacağız.

            Öyleyse gördüğünüz gibi aslında cennete girmek çok basit bir tek dilekle mümkündür. Ama insanların çoğunun cehenneme gitmesi, bu hakikati bilmemeleri sebebiyledir. Allahû Tealâ açıkça ifade buyuruyor. “Bilseler hiçbir zaman bunu yapmazlar.”

            Nebîler Sultanı Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e, kendisine her türlü eziyeti reva görenler hakkında “onlara beddua etmeyecek misiniz?” diye talep geldiğinde, Resûlullah’ın cevabı gayet açık, elini kaldırıyor ve: “Ya Rabbi onlar affet, bilmiyorlar, bilselerdi bunu yapmazlardı.” buyuruyor. Allah’a ulaşmayı dileselerdi bunu yapmayacaklardı? Onların yapacağı bir tek dileğe karşılık, Allahû Tealâ geri kalanını, üçüncü safhaya kadar olan kesimi, garanti kapsamında onlar için yerine getirecek. Onlar Allah’a ulaşmayı dileselerdi, Resûl’e eziyet etmeyi bırakın en üst seviyede tazimle itaat edeceklerdi. Ama Allah’a ulaşmayı dilemeyi bilmedikleri için şeytanın negatif tesiriyle her türlü eziyeti yapıyorlar.

            Sevgili kardeşlerim, ifade ettiğimiz gibi, 53 tane âyette cehennemin ebedi olduğu beyan ediliyor. Her ne kadar bir kısım müfessirler Hûd Suresinin 37. âyeti kerimesini cehennemden cennete çıkış şeklinde yorumlamışlarsa da bu doğru değildir.                                                                  

11/HÛD-106: Fe emmellezîne şekû fe fîn nâri lehum fîhâ zefîrun ve şehîk(şehîkun).

Şâkî olanlara gelince; artık onlar, ateştedir. Onlar, orada (yüksek sesle inleyerek ve) çok zor bir şekilde soluk soluğa, nefes alıp verirler.

11/HÛD-107: Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel’ardu illâ mâ şâe rabbuk(rabbuke), inne rabbeke fe’âlun limâ yurîd(yurîdu).

Onlar, semalar ve yeryüzü (cehennemin semaları ve arzı) durdukça orada ebedî kalanlardır (kalacaklardır). Rabbinin dilediği şey (cehennemi yok etmeyi dilemesi) hariç. Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi yapandır.           

            “Fe emmellezîne şekû fe fîn nâri lehum fîhâ zefîrun ve şehîk,  onlar eşkiyalar, şâkîler oraya girecekler ve orada ebedi kalacaklar.” “Hâlidîne fîhâ mâ dâmetis semâvâtu vel’ardu illâ mâ şâe rabbuk, Rabbinin dilediği müstesna cehennem ve cennetin gökleri çatlayıncaya kadar orada duracaklardır.”

            Yani cehennem ve cennet sonsuz bir hayat içermesine rağmen Allah’ın zatına göre onlar da sonlu, çünkü onlar da yaratılmıştır. Yaratılan her şeyin bir başı ve bir sonu vardır.  Dolayısıyla cennetin ve cehennemin de bir sonu var. İşte bu âyetler de bunu dile getirmektedir.

            Cehennemden cennete çıkışı söyleyenler aslında bunlar Allah’a ulaşmayı dilemeyenler ve mürşidlerine tâbî olmayanlardır. Bunlar zanna tâbî olanlardır. Aslında cehennemden cennete çıkış vardır ama bu ancak o kişinin dünya hayatında kalben yapacağı bir dilekle mümkündür. Fakat kıyametten sonra kişinin cehennemlik olduğu kesinleşince, cehenneme girmesinden sonra bir daha cehennemden çıkması söz konusu değildir. Dünya hayatında cehennemden cennete çıkış vardır. 

            Kur’ân’ın özeti durumunda olan Vel Asr Suresinde Allahû Tealâ bütün insanların başlangıç noktasında hüsranda olduğunu beyan ediyor.

103/ASR-1: Vel asrı.
Asra yemin olsun.

103/ASR-2: İnnel insâne le fî husrin.
Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.

103/ASR-3: İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr(sabrı).
Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.

            Hüsranda olmak cehennemlik olmayı ifade ediyor. Ama hüsrandan kurtulanlar kimlerdir? “İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti, onlar âmenû olup sâlih amel işleyenler ve mürşidlerine tâbî olanlardır.” diye ifade buyuruluyor.

            53 tane âyet-i kerime cehenneme giren kişinin cezasının ebedi olduğunu, bir daha cehennemden çıkılamayacağını ama dünya hayatında cehennemden cennete çıkışın Allah’a ulaşmayı dilemekle mümkün olduğunu bizlere açıklıyor. Başlangıç noktasında herkes dalâlette, hüsranda ve herkesin gideceği yer cehennem. Ama Allahû Tealâ onları kurtarmak üzere resûllerini, mürşidlerini gönderiyor ve onları cennete davet ediyor ve mağfirete davet ediyor. Allah’a ulaşmayı dilemek bizzat cenneti dilemek anlamına gelmektedir.

             Hepinizin hem ahiret saadetine hem de dünya saadetine ulaşmanızı Yüce Rabbimizden dileyerek bu yazımızı burada noktalıyorum.

Allah hepinizden razı olsun.

Dr. Abdulcabbar BORAN

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
Sparfly Bilişim